ORTAKLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ORTAKLIK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

GENEL KURUL ORTAKLIKTAN ÇIKARILMA KARARININ İPTALİ

T.C.
Yargıtay
23. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/5116
Karar No:2014/4707
K. Tarihi:19.6.2014

MAHKEMESİ : Kula Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2010/223-2013/77

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar, davalı kooperatif ve dahili davalı M.. M.. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif üyesi olduklarını, 01.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan karar ile üyeliklerine son verildiğini, kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde müvekkillerine tebliğ edilmek üzere notere tevdii edilmediğinden dava açma süresinin başlamadığını, üye olmayan kişilerin, toplantıda oy kullandıklarını, ihraç kararı içeriğinin doğru olmadığını, müvekkillerinin ürettikleri sütün kalitesini arttırdıklarını, kooperatif yönetimince müvekkillerinin sütlerinin alınmadığını ve kendilerine yem satışı yapmadıklarını ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptali ile müvekkillerinin üyeliklerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davacıların, birlikte dava açmalarının usule uygun olmadığını, davaların ayrılması gerektiğini, davacıların kooperatife muhalif olduklarını, süt dökmemeye ve yem almamaya başladıklarını, kooperatif anasözleşmesine aykırı davranmaları nedeniyle kooperatif üyeliğinden ihraç edildiklerini, davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı M.. M.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı ve benimsenen 04.02.2013 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; 01.06.2010 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların hukuka aykırı olmadığı, 10. maddede davacıların ihracına karar verildiği, bu karardan sonra yönetim kurulu tarafından istifalarla ilgili alınan kararın herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği, 10. gündem maddesinde alınan ihraç kararının tebliğ edilmediği ve bu haliyle kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 01.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 10 numaralı gündem maddesinin iptali ile davacıların kooperatif ortaklıklarının devam ettiğinin tespitine karar verilmiştir.

Karar, davalı kooperatif vekili ve dahili davalı İl Tarım Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Davacılar vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davacılar vekili Av. F.. E.., kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, Dairemizin geri çevirme kararından sonra, 30.04.2014 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat etmiş olup; dosyadaki vekaletnamelerinde temyiz isteminden feragate dair yetkisinin bulunduğu görüldüğünden, davacılar vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dairemiz geri çevirme kararı üzerine davalı kooperatif vekili tarafından 15.05.2014 tarihli dilekçe ile hükmün, sadece davacı M.. K.. yönünden temyiz edildiği açıklandığından, davalı kooperatif vekilinin davacı M.. K.. yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Genel kurul kararının iptali davasını 1163 sayılı Kooperatif Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca ancak kooperatifin ortağı açabilir. Dava koşulu olan üyelik sıfatının kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararı kalmayacağından davanın bu sebeple reddi gerekir.
Öte yandan, Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesi "Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir." hükmünü içermektedir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir. 
Davacılar vekilince dava dilekçesinde, iptali istenen genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte davacı M.. K..'un üyelikten istifa ettiği açıklanmış olup, dosya kapsamında 01.06.2010 tarihli istifa dilekçesi bulunmaktadır. Davalı kooperatifin anasözleşmesinin "ortağın çıkma isteğinin kabulü" başlıklı 18. maddesi, " ortakların çıkma isteği yönetim kuruluna yazılı olarak yapılır. Yönetim kurulu bu isteği reddedemez ve ilk toplantısında görüşür. Ortağın ortaklıktan çıkması kooperatifin varlığını tehlikeye düşürebilecek nitelik taşıması halinde yönetim kurulu belirli bir tazminatın ödenmesini isteyebilir. Genel kurulun tasfiyeye karar verdiği tarihten 6 ay öncesine kadarki zaman içerisinde çıkma isteğinde bulunan ortakların bu isteği dinlenmez" hükmünü içermektedir. Kooperatif anasözleşmesinde istifanın belirli sürelerde yapılabileceğine ilişkin kısıtlayıcı bir hüküm bulunmamakta olup, kooperatifin tasfiyeye girdiği de iddia edilmemiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 12. maddesindeki, ortağın, istifasının genel kurullarda alınan karara dayanarak hesap yılı sonundan belli süre önce başvuru yapılması koşulu istifanın geçerliliğine etki etmeyip, ertesi yıl yapılmış gibi sonuç doğuracağı anlamına gelmekte olup, kooperatif ile ilişkisi kesilen ortağa yapılacak ödemelerin muaccel olduğu tarihin tespiti açısından çıkma payının tahsiline ilişkin davalarda sonuca etkilidir. Yılın son ayı içerisinde ulaşan bir istifa bildirimi hüküm ve sonuçlarını, ertesi yıl doğurur. Bu itibarla, davacılar vekilinin istifanın zamanında yapılmadığı yolundaki iddiası doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, genel kurul kararının iptali için üyelik koşulunun, HMK'nın 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 38. madde hükmünde aranan dava şartlarından olması nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca davacı M.. K.. tarafından açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

3- Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, somut olayda olduğu gibi, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, bir dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek ya da mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek, ıslahla dahi mümkün değildir. Dava tarihinde ve dahili dava dahili dava dilekçe tarihinde yürürlükte olan usul yasamızda davanın nasıl açılacağı gösterilmiştir. Dava açıldıktan sonra harcı yatırılmayan dilekçe ile kişilerin dahili dava edilmesi ve haklarında hüküm tesis edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle harcı yatırılmış bir dava dilekçesi bulunmadığı sürece usulüne uygun olarak açılmış bir davanın varlığından söz edilemez. YHGK'nın 31.05.2013 tarih ve 2012/23-1853 E., 2013/803 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, davacı, dava dilekçesinde tarafların kimler olduğunu belirtir ve dava, dava dilekçesinde gösterilen taraflar arasında devam eder. Ancak davanın açılmasından sonra, dava dilekçesinde gösterilen taraflarda değişiklik yapılması ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu değişiklik örneğin, taraflardan birinin dava sırasında ölmesinde veya dava yürürken dava konusunun devrinde olduğu gibi zorunlu (yasal) nedenlerle olabileceği gibi, davacının iradesine bağlı (iradi) değişiklik şeklinde de olabilir (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s.812). İradi taraf değişikliği halinde ise; bu durum davayı değiştirme anlamına geldiğinden, zorunlu taraf değişikliğinden farklı bir rejime tabidir. Mülga 1086 sayılı HUMK iradi taraf değişikliği hakkında açık bir hüküm içermemekle birlikte, yerleşik Yargıtay uygulaması ile genel olarak, davada iradi taraf değişikliğine izin verilmemiştir. Bu durumun özellikle usul ekonomisi açısından eleştirilere tabi tutulmasını dikkate alan yasa koyucu, 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi ile belirli hallerde iradi taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir.
Anılan hükmün ikinci fıkrasında, bir davada taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu öngörülmüş olup, hakimin taraf değişikliği konusunda davalı tarafa rızası bulunup bulunmadığını açıkça sorması gerekmektedir. Üçüncü fıkrasında ise, “Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir” düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı ve aleyhine usulüne uygun olarak açılmış bir dava da olmadığı ve anılan 124. madde koşulları gerçekleşmediği halde, mahkemece, dahili dava edilen Manisa Tarım İl Müdürlüğü, taraf sıfatını kazanmadığından ve aleyhine de hüküm kurulmadığından, kararı temyiz hakkı bulunmamasına göre, dahili davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ:

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı M.. K.. yönünden davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, dahili davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı Amaçlı İki Kooperatife Ortaklık Mümkün müdür?

T.C.
Yargıtay
23. Hukuk Dairesi

Esas No: 2015/4321
Karar No: 2017/2107
K. Tarihi: 12.9.2017

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasında görülen kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davası sonucunda verilen hükmün bozma-onanmasına ilişkin Dairemizin 06.03.2015 gün ve 2014/7590 Esas, 2015/1388 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü.

- KARAR -
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin üyesi iken 2003 yılında istifa ettiklerini, istifaları kabul edilirken tekrar kooperatife üye olmak istenildiğinde 20 iş günü içinde ortak olarak alınılacağına dair kooperatifin karar aldığını, müvekkillerinin üye olmak için kooperatife başvuruda bulunup sermaye payını banka hesabına yatırdıklarını, üye olmak için tüm şartları haiz oldukları halde gerekçe gösterilmeden taleplerinin reddedildiğini, müvekkillerinin anasözleşmenin 9. maddesindeki şartlara sahip olduğunu ileri sürerek, yönetim kurulunun üye olma taleplerinin reddine dair kararın iptali ile müvekkillerinin kooperatife üyesi olduklarının tespitine karar vermesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacıların anasözleşmedeki şartları taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalı kooperatif anasözleşmesinin 9/c maddesindeki şartları taşımadığından üyeliklerinin reddine dair yönetim kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyizi üzerine, hüküm Dairemizin 23.01.2013 tarihli, 2013/154 E., 2013/323 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, anasözleşmede davalı kooperatifin çalışma alanının
... olduğu ancak bu fiili durumun gerçeği yansıtmadığı, her iki kooperatifin çalışma bölgesinin
... ili mülki sınırları içinde olduğu yönünde oluşan kanaate göre anasözleşmenin 9/c maddesi uyarınca alınan yönetim kurulu kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiş, mahkemece verilen karar Dairemizin 06.03.2015 günlü, 2014/7590 E., 2015/1388 K. numaralı ilamı ile davacı asil ...'ın, dosya temyiz aşamasında iken, davadan feragat etmesi nedeni ile bu davacı yönünden hükmün bozulmasına, diğer davacılar yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Bu kez, davacılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 7,80 TL harç ve takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 12.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kooperatiflerde ortaklıktan ayrılanlarla hesaplaşmanın ne şekilde yapılacağı

      İlgi’de kayıtlı yazınızda, kooperatiften ayrılan ortaklara yapılacak ödemelerin en adil şekilde dağıtımında izlenecek yolun tespiti hususunda bilgi talep edilmektedir.
      Çıkan veya çıkarılan ortaklarca iadesi talep edilebilecek haklar, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre, diğer bir ifade ile çıkmanın kesinleştiği yıl bilançosuna göre hesaplanır. Hesaplaşmada dikkate alınacak bilanço; çıkma veya çıkarılmanın kesinleştiği tarihi takip eden yıl sonu itibariyle, Türk Ticaret Kanununun 74 ve 75’inci maddelerine göre düzenlenecek yıllık bilançodur.
      Örnek anasözleşmelere göre, çıkan veya çıkarılan ortakların sermaye ve diğer alacaklarının, bilançonun genel kurulca kabul edildiği tarihinden itibaren bir ay içinde geri ödenmesi gereklidir. Ancak ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde, eski ortağın taahhüt ve tediye ettiği ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlamak üzere yapılan ödemelerin derhal geri verilmesi zorunlu bulunmaktadır.
      Kanunun 17’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre; kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, ana sözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile, genel kurul kararı ile üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Ancak, ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınmışsa, bu ortaklara iade ve ödemelerin geciktirilmesi yönünde karar alınamaz.
      Diğer yandan, çıkan ya da çıkarılan ortak, ödemelerinin cari fiyat üzerinden değerlendirilmesini isteyemeyeceği gibi, birikimleri için faiz verilmesi talebinde de bulunamaz. Ancak, ayrıldığı yıl bilançosunun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde ödemeleri iade edilmezse ve bu bir ayın sonunda ortağın talebine rağmen kooperatifçe ödeme yapılmazsa, zaman aşımının işlemeye başladığı tarihten (genel kurulca kabulünden itibaren) itibaren faiz isteme hakkı dahi bulunmaktadır.
      Yargıtay 11.Dairesinin 30.11.2000 gün ve E.7986/K.9495 sayılı kararında özetle; “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17/1. ve dosyada mevcut davalı kooperatif anasözleşmesinin 15.maddeleri hükümleri gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, (aynı Kanunun 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle iade ve ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış olmamak koşulu ile ) ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haizdir.” denilmektedir.
      Buna göre, kooperatiften çıkan ortaklara yapılacak iade miktarının tespitine yönelik olarak, çıkmanın kesinleştiği yılın bilançosuna göre yapılacak hesaplaşma, bu ortakların;
      -Sermaye payları ile arsa ve işyeri (altyapı-üstyapı) inşaat giderleri için genel kurul kararları doğrultusunda kooperatife yaptıkları ödemelerden,
      -Kooperatifin amacı ile ilgili yönetim ve diğer işletme faaliyetlerinin yürütülmesi için yapılmış olan (örneğin, kuruluş ve kanuni defter-noter giderleri, genel kurul giderleri, kırtasiye, aydınlatma, ısıtma, su, elektrik, telefon giderleri, büro kirası gibi) genel giderlerden ortağın payına düşen miktarın,
      mahsup edilmesi suretiyle yapılmalıdır.
      Bu itibarla, ortakların tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri ile kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel kurulca kararlaştırılan aidat miktarlarından, kooperatifçe yapılmış olan yukarıda belirtilen türdeki masrafların ortağın payına düşen kısmının düşülmesi; kalan tutarın ise ayrılan ortağa iade edilmesi mümkün bulunmaktadır.
      Dolayısıyla, kooperatiften istifa etmek suretiyle ortaklıktan çıkanlarla yapılacak hesaplaşmanın anılan Kanun (m.17) ve anasözleşme (m.15) ile yargı kararı çerçevesinde sonuçlandırılması uygun olacaktır.
     
Kaynak: http://koop.gtb.gov.tr/data/51f7ab34487c8e14b445463c/Kooperatiflere%20%C4%B0li%C5%9Fkin%20Bakanl%C4%B1k%20G%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fleri%20(Kas%C4%B1m%202011).doc



Devlet memurlarının, Kültürel Eğitim Hizmet Üretim ve Pazarlama Kooperatifine ortak olup olamayacakları

     Kooperatiflere ortak olma şartları 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve Kooperatif anasözleşmelerinde belirtilmekte olup, S.S. … Alan Kılavuzları Kültürel Eğitim Hizmet Üretim Ve Pazarlama Kooperatifi Anasözleşmesinin Ortaklık Şartları başlıklı 10’uncu maddesinde de bu şartlar sayılmış bulunmaktadır. Dolayısıyla kooperatife ortak olunması bakımından anasözleşmede belirtilen şartları taşıyan herkesin anılan kooperatife ortak olmalarında kooperatifçilik mevzuatı bakımından bir sakınca bulunmamaktadır.
      Konunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar açısından değerlendirilmesi halinde ise; anılan Kanunun ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağına ilişkin 28’inci maddesinin birinci fıkrasında da, memurların Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamayacakları, ticaret ve sanayi müesseselerinde göreve alamayacakları, ticari mümessil veya ticari vekil veya kolektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamayacakları öngörülmüş, öte yandan memurların üyesi (ortağı) oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurulları üyelikleri ve özel kanunlarda belirtilen görevlerin bu yasaklamanın dışında olduğu belirtilmiştir.
      Kooperatifler Kanununun 1’inci maddesindeki tanımlamaya göre kooperatifler tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklardır.
      657 sayılı Kanunun 28’inci maddesindeki yasaklama hükümlerinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunundaki kooperatif tanımından hareketle değerlendirilmesi sonucunda, sırf kooperatif ortağı olmanın ticaret veya kazanç getirici faaliyette bulunma anlamı taşımayacağı, ancak açık şekilde yasaklanması nedeniyle memurların ortağı oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifi dışındaki kooperatif türlerinde yönetim ve denetim kurulu üyelikleri ile tüm kooperatiflerde müdür ve benzeri ticari faaliyetten sorumlu olmalarını gerektirecek görevleri üstlenemeyecekleri düşünülmektedir. Nitekim Danıştay 1. Dairesinin  19.06.1991 tarih ve E. 1991/77, K. 1991/105 sayılı bir kararında; sırf bir anonim şirkete kurucu üye olmanın tacir veya esnaf sayılmasını gerektirmediği, 28’inci maddedeki yasaklama kapsamında da değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.
      Bu nedenle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurların kooperatifinize ortak olmalarında bir sakınca bulunmadığı, ancak yönetim ve denetim kurulu üyeliği ile müdür ve benzeri sorumluluk üstlenmelerini gerektirecek bir görev almalarının sözkonusu yasaklama kapsamına gireceği sonucuna ulaşılmaktadır.
      Öte yandan, anılan kooperatifin anasözleşmesinin 6’ncı maddesinde belirtilen amaç ve çalışma konuları incelendiğinde ise; kooperatifin amacının ortaklarının alan kılavuzluğu hizmetlerini pazarlamak, “Alan Kılavuzlarının Seçimi Eğitimi Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümleri kapsamında faaliyette bulunmak ve ortaklarının bu hizmetlerle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak olduğu anlaşılmakta olup, 657 sayılı Kanuna kabi kişiler açısından sözü edilen alan kılavuzluğu hizmeti yürütme işleminin ticaret ve kazanç getirici faaliyette bulunmak kapsamına girip girmeyeceğinin değerlendirilmesi hususu Bakanlığımız görev ve yetkileri dışında kalmaktadır.

Kaynak: http://koop.gtb.gov.tr/data/51f7ab34487c8e14b445463c/Kooperatiflere%20%C4%B0li%C5%9Fkin%20Bakanl%C4%B1k%20G%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fleri%20(Kas%C4%B1m%202011).doc
   
 

Ortaklık devredilebilir mi?

Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder. Devir halinde eski kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer.

Kooperatiflerde ortaklıktan çıkma hakkı

Her ortağın kooperatiften çıkma (istifa) hakkı vardır (KK.m.10). Bu hak hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz.  
Ancak, çıkma sonucu kooperatifin mevcudiyeti (Mali durumu) tehlikeye düşecekse ayrılmak isteyen ortaktan kooperatifin belli bir tutarda tazminat isteneceği konusunda kooperatif anasözleşmesine hüküm konulabilir.
Diğer taraftan, ortaklıktan çıkma hakkının kullanılması, anasözleşmeyle en çok 5 yıl için sınırlandırılabilir. Bir ortağın hiçbir suretle kooperatiften çıkamayacağına ilişkin hükümler geçersizdir. (KK.m.11).
Çıkış, ancak bir hesap yılı sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılır. Anasözleşmede daha kısa bir süre belirtilip hesap yılı içinde çıkışa izin verilebilir (KK.m.12).
Ortaklıktan çıkmak için yönetim kurulunun istifayı kabul etmesi gerekir. Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildirimin noter aracılığıyla kooperatife tebliğ edildiği tarih itibariyle çıkma gerçekleşmiş olur (KK.m.13).

Kooperatiflerde ortaklıktan çıkma hakkı

Her ortağın kooperatiften çıkma (istifa) hakkı vardır (KK.m.10). Bu hak hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz.  
Ancak, çıkma sonucu kooperatifin mevcudiyeti (Mali durumu) tehlikeye düşecekse ayrılmak isteyen ortaktan kooperatifin belli bir tutarda tazminat isteneceği konusunda kooperatif anasözleşmesine hüküm konulabilir.
Diğer taraftan, ortaklıktan çıkma hakkının kullanılması, anasözleşmeyle en çok 5 yıl için sınırlandırılabilir. Bir ortağın hiçbir suretle kooperatiften çıkamayacağına ilişkin hükümler geçersizdir. (KK.m.11).
Çıkış, ancak bir hesap yılı sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılır. Anasözleşmede daha kısa bir süre belirtilip hesap yılı içinde çıkışa izin verilebilir (KK.m.12).
Ortaklıktan çıkmak için yönetim kurulunun istifayı kabul etmesi gerekir. Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildirimin noter aracılığıyla kooperatife tebliğ edildiği tarih itibariyle çıkma gerçekleşmiş olur (KK.m.13).

Kooperatif Ortaklığının Devri

Kooperatiflere ortak olmanın bir yolu da kooperatif ortaklığını bir ortaktan devralmaktır. Bir kooperatif ortağının ortaklık payını devralarak kooperatife ortak olacak kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, yönetim kurulu bu kişiyi ortaklığa kabul etmek zorundadır.

Ortaklığın devrinin sonradan çıkabilecek anlaşmazlıklara sebebiyet verilmemesi için noter huzurunda yapılmasında fayda vardır. Ortaklık payını noter huzurunda devreden ile devralanın işleminden sonra, kooperatif yönetim kuruluna başvurmaları zorunludur. Bu başvuru ayrı ayrı olabileceği gibi birlikte de yapılabilir.

Ortaklığın devrinden önce, devir alacak kimsenin kooperatif nezdinde araştırma yaparak, devredecek kimsenin gerçekten kooperatifin ortağı olup olmadığını, ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadığını, kooperatife borcunun bulunup bulunmadığını araştırması yararına olacaktır. Çünkü devir, tüm hak ve yükümlülükleri içerir. Devralan kişi, devreden kişinin tüm hakkına sahip olduğu gibi onun yükümlülüklerini de üstlenir.

Ortaklığı devralan kişinin ortaklık şartlarını taşımasına rağmen, yönetim kurulunca ortaklığın devrinin reddine ilişkin bir karar alınmışsa, bu konuda genel kurula itirazda bulunulmalıdır. Genel kurulca da devir talebi reddedildiği takdirde kooperatif aleyhine dava açılabilir. Davayı, ortaklığını devredecek kişinin açması gerektiği de unutulmamalıdır.

Kooperatif ortağının ortaklık sıfatı, bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı ise bu görev veya hizmetin sona ermesi ile de ortaklık sıfatı sona erer (KK mad. 15). Bu şekildeki ortaklıklarda, ana sözleşmeye konulacak hükümlerle, görev veya hizmet sona erse dahi ortaklığın devamı sağlanabilir. Örneğin bir taşıma kooperatifine ortak olan bir sürücünün taşıma işini bırakması durumunda kooperatif ortaklığı sona erer.

Ortaklığın devrine ilişkin birlikte dilekçe örneği:


                                                                                                                                      14.10.2013
......................................... KOOPERATİFİ
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA
                                                                    ANKARA


Kooperatifinizin 9 (dokuz) numaralı ortağıyım. Kooperatifler Kanunu'nun 14 üncü, anasözleşmenin... maddeleri gereğince ortaklığımı bütün hak ve yükümlülükleriyle birlikte aşağıda imzası bulunan ve gerekli belgeleri sunan Osman BEŞER'e devretmek istiyorum.
Gerekli işlemin yapılmasını arz ederim.


                                        Devreden                                                    Devralan
                                           İmza                                                            İmza



ADRES (Devralan Ortağın):


EKLER:
1- Nüfus cüzdan örneği
2- İkametgah kağıdı
3- İstenilen diğer belgeler

Kooperatif Ortaklığının Devri

Kooperatiflere ortak olmanın bir yolu da kooperatif ortaklığını bir ortaktan devralmaktır. Bir kooperatif ortağının ortaklık payını devralarak kooperatife ortak olacak kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, yönetim kurulu bu kişiyi ortaklığa kabul etmek zorundadır.

Ortaklığın devrinin sonradan çıkabilecek anlaşmazlıklara sebebiyet verilmemesi için noter huzurunda yapılmasında fayda vardır. Ortaklık payını noter huzurunda devreden ile devralanın işleminden sonra, kooperatif yönetim kuruluna başvurmaları zorunludur. Bu başvuru ayrı ayrı olabileceği gibi birlikte de yapılabilir.

Ortaklığın devrinden önce, devir alacak kimsenin kooperatif nezdinde araştırma yaparak, devredecek kimsenin gerçekten kooperatifin ortağı olup olmadığını, ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadığını, kooperatife borcunun bulunup bulunmadığını araştırması yararına olacaktır. Çünkü devir, tüm hak ve yükümlülükleri içerir. Devralan kişi, devreden kişinin tüm hakkına sahip olduğu gibi onun yükümlülüklerini de üstlenir.

Ortaklığı devralan kişinin ortaklık şartlarını taşımasına rağmen, yönetim kurulunca ortaklığın devrinin reddine ilişkin bir karar alınmışsa, bu konuda genel kurula itirazda bulunulmalıdır. Genel kurulca da devir talebi reddedildiği takdirde kooperatif aleyhine dava açılabilir. Davayı, ortaklığını devredecek kişinin açması gerektiği de unutulmamalıdır.

Kooperatif ortağının ortaklık sıfatı, bir görev veya hizmetin yerine getirilmesine bağlı ise bu görev veya hizmetin sona ermesi ile de ortaklık sıfatı sona erer (KK mad. 15). Bu şekildeki ortaklıklarda, ana sözleşmeye konulacak hükümlerle, görev veya hizmet sona erse dahi ortaklığın devamı sağlanabilir. Örneğin bir taşıma kooperatifine ortak olan bir sürücünün taşıma işini bırakması durumunda kooperatif ortaklığı sona erer.

Ortaklığın devrine ilişkin birlikte dilekçe örneği:


                                                                                                                                      14.10.2013
......................................... KOOPERATİFİ
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA
                                                                    ANKARA


Kooperatifinizin 9 (dokuz) numaralı ortağıyım. Kooperatifler Kanunu'nun 14 üncü, anasözleşmenin... maddeleri gereğince ortaklığımı bütün hak ve yükümlülükleriyle birlikte aşağıda imzası bulunan ve gerekli belgeleri sunan Osman BEŞER'e devretmek istiyorum.
Gerekli işlemin yapılmasını arz ederim.


                                        Devreden                                                    Devralan
                                           İmza                                                            İmza



ADRES (Devralan Ortağın):


EKLER:
1- Nüfus cüzdan örneği
2- İkametgah kağıdı
3- İstenilen diğer belgeler

Üretici birlikleri genel kurulda tüzük madde değişikliği yaparak, kendi amaçları doğrultusunda faaliyet gösteren kurulmuş olan şirkete ortak olabilir mi?

Evet eklenebilir. Ancak üretici birliklerinde risturn dağıtma olmadığı için, birlik üyelerine kar dağıtmamak koşulu ile birlik amaçlarına uygun olarak faaliyet gösteren bir şirkete ortak olmak için, tüzük değişikliği yaparak, böyle bir madde eklenebilir. Bu konuyla ilgili karar almaya yetkili organ genel kurul olduğundan, böyle bir karar genel kurulda alabilir.