23. Hukuk Dairesi 2014/505 E. , 2014/3649 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 07/02/2013
NUMARASI : 2012/362-2013/77
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 13.09.2013 gün ve 4318 Esas, 5379 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
- KARAR -
Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı olduğu davalı kooperatifin 19.07.2011 tarihli olağan genel kuruluna çağrının usulsüz olduğunu, toplantı ve karar yeter sayılarının oluşmadığını, kanun ve anasözleşmeye aykırılık bulunduğunu ileri sürerek, anılan genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizin 13.09.2013 tarih ve 4318 Esas, 5379 Karar sayılı ilamıyla, genel kurula çağrının usulüne uygun yapıldığı ve gündemin gereği gibi ilan edildiği, anılan genel kurulun ödeme yükümlülüğü ile ilgili 6. maddesinde ortaklardan tahsiline karar verilen ödemelerin genel gider niteliğinde olup, Kooperatifler Kanunu'nun 31 ve anasözleşmenin 60/3. maddeleri kapsamındaki ek ödeme yükümlülüğü niteliğinde olmadığından, bu kararların alınmasında nitelikli toplantı ve karar nisapları aranmadığı, toplam 131 ortaktan 19 üyenin katılımı ile yapılan genel kurul toplantısında oybirliğiyle alınan kararların, toplantı ve karar nisapları yönünden geçerli olduğu, ortak olmayan kişinin divana seçilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, genel kurul kararlarını yoklukla malül kılacak bir usulsüzlük bulunmadığı gibi, iptalini gerektirir bir durum da olmadığı, iptal davası açmak için bir aylık hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Bu kez, davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/son ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Örnek Anasözleşmesi'nin 60/1. maddeleri uyarınca genel kurulun sevk ve idaresi, ortaklar ve üst kuruluş temsilcileri arasında seçilen başkan ve üyeler tarafından sağlanır. Başka bir anlatımla, genel kurul divan ve üyelerinin ortaklar arasından seçilmesi gerekmektedir. Ancak, bu düzenlemeler, kamu düzenine ilişkin emredici nitelikte hükümlerden değildir. Ortak olmayan kişilerden seçilmesi, divan oluşumu kararının iptalini gerektirir. Diğer kararların salt bu nedenle yokluğu ya da iptali sonucunu doğurmaz. Diğer kararların iptali için 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca Yasa'ya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılığının ayrıca kanıtlanması gerekir.
Dairemizin anılan ilamındaki, "ortak olmayan kişinin divana seçilmesinde bir usulsüzlük bulunmayıp, bu hususun alınan kararları yoklukla malûl kılmadığı gibi iptalini de gerektirmemektedir." cümlesindeki "iptalini de gerektirmemektedir." ibaresi ile son paragrafta yer alan "iptalini gerektirir bir durum da olmadığı" ibaresi doğru olmayıp, bunun yerine "ortak olmayan kişi ya da kişilerin divana seçilmiş olmasının divan oluşumu kararının iptalini gerektireceği, diğer kararların salt bu nedenle yokluğu ya da iptali sonucunu doğurmayacağı, diğer kararların iptali nedenlerinin ayrıca kanıtlanmasının gerekli olduğu" gerekçesine yer verilmesi gerekmekte ise de, iptal davası açılması için gerekli hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu gözönüne alındığında bu yanlışlığın sonuca etkisi olmamıştır. Bu açıklamalara ve Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, HUMK'un 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 1,95 TL harç ve takdiren 226,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İPTAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İPTAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GENEL KURUL ORTAKLIKTAN ÇIKARILMA KARARININ İPTALİ
T.C.
Yargıtay
23. Hukuk Dairesi
Esas No:2014/5116
Karar No:2014/4707
K. Tarihi:19.6.2014
MAHKEMESİ : Kula Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2010/223-2013/77
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar, davalı kooperatif ve dahili davalı M.. M.. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif üyesi olduklarını, 01.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan karar ile üyeliklerine son verildiğini, kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde müvekkillerine tebliğ edilmek üzere notere tevdii edilmediğinden dava açma süresinin başlamadığını, üye olmayan kişilerin, toplantıda oy kullandıklarını, ihraç kararı içeriğinin doğru olmadığını, müvekkillerinin ürettikleri sütün kalitesini arttırdıklarını, kooperatif yönetimince müvekkillerinin sütlerinin alınmadığını ve kendilerine yem satışı yapmadıklarını ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptali ile müvekkillerinin üyeliklerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davacıların, birlikte dava açmalarının usule uygun olmadığını, davaların ayrılması gerektiğini, davacıların kooperatife muhalif olduklarını, süt dökmemeye ve yem almamaya başladıklarını, kooperatif anasözleşmesine aykırı davranmaları nedeniyle kooperatif üyeliğinden ihraç edildiklerini, davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı M.. M.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı ve benimsenen 04.02.2013 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; 01.06.2010 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların hukuka aykırı olmadığı, 10. maddede davacıların ihracına karar verildiği, bu karardan sonra yönetim kurulu tarafından istifalarla ilgili alınan kararın herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği, 10. gündem maddesinde alınan ihraç kararının tebliğ edilmediği ve bu haliyle kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 01.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 10 numaralı gündem maddesinin iptali ile davacıların kooperatif ortaklıklarının devam ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
Karar, davalı kooperatif vekili ve dahili davalı İl Tarım Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davacılar vekili Av. F.. E.., kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, Dairemizin geri çevirme kararından sonra, 30.04.2014 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat etmiş olup; dosyadaki vekaletnamelerinde temyiz isteminden feragate dair yetkisinin bulunduğu görüldüğünden, davacılar vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dairemiz geri çevirme kararı üzerine davalı kooperatif vekili tarafından 15.05.2014 tarihli dilekçe ile hükmün, sadece davacı M.. K.. yönünden temyiz edildiği açıklandığından, davalı kooperatif vekilinin davacı M.. K.. yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Genel kurul kararının iptali davasını 1163 sayılı Kooperatif Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca ancak kooperatifin ortağı açabilir. Dava koşulu olan üyelik sıfatının kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararı kalmayacağından davanın bu sebeple reddi gerekir.
Öte yandan, Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesi "Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir." hükmünü içermektedir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir.
Davacılar vekilince dava dilekçesinde, iptali istenen genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte davacı M.. K..'un üyelikten istifa ettiği açıklanmış olup, dosya kapsamında 01.06.2010 tarihli istifa dilekçesi bulunmaktadır. Davalı kooperatifin anasözleşmesinin "ortağın çıkma isteğinin kabulü" başlıklı 18. maddesi, " ortakların çıkma isteği yönetim kuruluna yazılı olarak yapılır. Yönetim kurulu bu isteği reddedemez ve ilk toplantısında görüşür. Ortağın ortaklıktan çıkması kooperatifin varlığını tehlikeye düşürebilecek nitelik taşıması halinde yönetim kurulu belirli bir tazminatın ödenmesini isteyebilir. Genel kurulun tasfiyeye karar verdiği tarihten 6 ay öncesine kadarki zaman içerisinde çıkma isteğinde bulunan ortakların bu isteği dinlenmez" hükmünü içermektedir. Kooperatif anasözleşmesinde istifanın belirli sürelerde yapılabileceğine ilişkin kısıtlayıcı bir hüküm bulunmamakta olup, kooperatifin tasfiyeye girdiği de iddia edilmemiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 12. maddesindeki, ortağın, istifasının genel kurullarda alınan karara dayanarak hesap yılı sonundan belli süre önce başvuru yapılması koşulu istifanın geçerliliğine etki etmeyip, ertesi yıl yapılmış gibi sonuç doğuracağı anlamına gelmekte olup, kooperatif ile ilişkisi kesilen ortağa yapılacak ödemelerin muaccel olduğu tarihin tespiti açısından çıkma payının tahsiline ilişkin davalarda sonuca etkilidir. Yılın son ayı içerisinde ulaşan bir istifa bildirimi hüküm ve sonuçlarını, ertesi yıl doğurur. Bu itibarla, davacılar vekilinin istifanın zamanında yapılmadığı yolundaki iddiası doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, genel kurul kararının iptali için üyelik koşulunun, HMK'nın 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 38. madde hükmünde aranan dava şartlarından olması nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca davacı M.. K.. tarafından açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, somut olayda olduğu gibi, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, bir dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek ya da mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek, ıslahla dahi mümkün değildir. Dava tarihinde ve dahili dava dahili dava dilekçe tarihinde yürürlükte olan usul yasamızda davanın nasıl açılacağı gösterilmiştir. Dava açıldıktan sonra harcı yatırılmayan dilekçe ile kişilerin dahili dava edilmesi ve haklarında hüküm tesis edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle harcı yatırılmış bir dava dilekçesi bulunmadığı sürece usulüne uygun olarak açılmış bir davanın varlığından söz edilemez. YHGK'nın 31.05.2013 tarih ve 2012/23-1853 E., 2013/803 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, davacı, dava dilekçesinde tarafların kimler olduğunu belirtir ve dava, dava dilekçesinde gösterilen taraflar arasında devam eder. Ancak davanın açılmasından sonra, dava dilekçesinde gösterilen taraflarda değişiklik yapılması ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu değişiklik örneğin, taraflardan birinin dava sırasında ölmesinde veya dava yürürken dava konusunun devrinde olduğu gibi zorunlu (yasal) nedenlerle olabileceği gibi, davacının iradesine bağlı (iradi) değişiklik şeklinde de olabilir (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s.812). İradi taraf değişikliği halinde ise; bu durum davayı değiştirme anlamına geldiğinden, zorunlu taraf değişikliğinden farklı bir rejime tabidir. Mülga 1086 sayılı HUMK iradi taraf değişikliği hakkında açık bir hüküm içermemekle birlikte, yerleşik Yargıtay uygulaması ile genel olarak, davada iradi taraf değişikliğine izin verilmemiştir. Bu durumun özellikle usul ekonomisi açısından eleştirilere tabi tutulmasını dikkate alan yasa koyucu, 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi ile belirli hallerde iradi taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir.
Anılan hükmün ikinci fıkrasında, bir davada taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu öngörülmüş olup, hakimin taraf değişikliği konusunda davalı tarafa rızası bulunup bulunmadığını açıkça sorması gerekmektedir. Üçüncü fıkrasında ise, “Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir” düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı ve aleyhine usulüne uygun olarak açılmış bir dava da olmadığı ve anılan 124. madde koşulları gerçekleşmediği halde, mahkemece, dahili dava edilen Manisa Tarım İl Müdürlüğü, taraf sıfatını kazanmadığından ve aleyhine de hüküm kurulmadığından, kararı temyiz hakkı bulunmamasına göre, dahili davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı M.. K.. yönünden davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, dahili davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay
23. Hukuk Dairesi
Esas No:2014/5116
Karar No:2014/4707
K. Tarihi:19.6.2014
MAHKEMESİ : Kula Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2010/223-2013/77
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar, davalı kooperatif ve dahili davalı M.. M.. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif üyesi olduklarını, 01.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan karar ile üyeliklerine son verildiğini, kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde müvekkillerine tebliğ edilmek üzere notere tevdii edilmediğinden dava açma süresinin başlamadığını, üye olmayan kişilerin, toplantıda oy kullandıklarını, ihraç kararı içeriğinin doğru olmadığını, müvekkillerinin ürettikleri sütün kalitesini arttırdıklarını, kooperatif yönetimince müvekkillerinin sütlerinin alınmadığını ve kendilerine yem satışı yapmadıklarını ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptali ile müvekkillerinin üyeliklerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davacıların, birlikte dava açmalarının usule uygun olmadığını, davaların ayrılması gerektiğini, davacıların kooperatife muhalif olduklarını, süt dökmemeye ve yem almamaya başladıklarını, kooperatif anasözleşmesine aykırı davranmaları nedeniyle kooperatif üyeliğinden ihraç edildiklerini, davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı M.. M.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı ve benimsenen 04.02.2013 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; 01.06.2010 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların hukuka aykırı olmadığı, 10. maddede davacıların ihracına karar verildiği, bu karardan sonra yönetim kurulu tarafından istifalarla ilgili alınan kararın herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği, 10. gündem maddesinde alınan ihraç kararının tebliğ edilmediği ve bu haliyle kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 01.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 10 numaralı gündem maddesinin iptali ile davacıların kooperatif ortaklıklarının devam ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
Karar, davalı kooperatif vekili ve dahili davalı İl Tarım Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davacılar vekili Av. F.. E.., kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, Dairemizin geri çevirme kararından sonra, 30.04.2014 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat etmiş olup; dosyadaki vekaletnamelerinde temyiz isteminden feragate dair yetkisinin bulunduğu görüldüğünden, davacılar vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dairemiz geri çevirme kararı üzerine davalı kooperatif vekili tarafından 15.05.2014 tarihli dilekçe ile hükmün, sadece davacı M.. K.. yönünden temyiz edildiği açıklandığından, davalı kooperatif vekilinin davacı M.. K.. yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Genel kurul kararının iptali davasını 1163 sayılı Kooperatif Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca ancak kooperatifin ortağı açabilir. Dava koşulu olan üyelik sıfatının kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararı kalmayacağından davanın bu sebeple reddi gerekir.
Öte yandan, Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesi "Yönetim kurulu, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınacak olursa, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir." hükmünü içermektedir. Ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13. maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır. Bu durumda ortağın yenilik doğurucu nitelikteki istifa iradesini ilk olarak noter vasıtasıyla kooperatife duyurması ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterlidir.
Davacılar vekilince dava dilekçesinde, iptali istenen genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte davacı M.. K..'un üyelikten istifa ettiği açıklanmış olup, dosya kapsamında 01.06.2010 tarihli istifa dilekçesi bulunmaktadır. Davalı kooperatifin anasözleşmesinin "ortağın çıkma isteğinin kabulü" başlıklı 18. maddesi, " ortakların çıkma isteği yönetim kuruluna yazılı olarak yapılır. Yönetim kurulu bu isteği reddedemez ve ilk toplantısında görüşür. Ortağın ortaklıktan çıkması kooperatifin varlığını tehlikeye düşürebilecek nitelik taşıması halinde yönetim kurulu belirli bir tazminatın ödenmesini isteyebilir. Genel kurulun tasfiyeye karar verdiği tarihten 6 ay öncesine kadarki zaman içerisinde çıkma isteğinde bulunan ortakların bu isteği dinlenmez" hükmünü içermektedir. Kooperatif anasözleşmesinde istifanın belirli sürelerde yapılabileceğine ilişkin kısıtlayıcı bir hüküm bulunmamakta olup, kooperatifin tasfiyeye girdiği de iddia edilmemiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 12. maddesindeki, ortağın, istifasının genel kurullarda alınan karara dayanarak hesap yılı sonundan belli süre önce başvuru yapılması koşulu istifanın geçerliliğine etki etmeyip, ertesi yıl yapılmış gibi sonuç doğuracağı anlamına gelmekte olup, kooperatif ile ilişkisi kesilen ortağa yapılacak ödemelerin muaccel olduğu tarihin tespiti açısından çıkma payının tahsiline ilişkin davalarda sonuca etkilidir. Yılın son ayı içerisinde ulaşan bir istifa bildirimi hüküm ve sonuçlarını, ertesi yıl doğurur. Bu itibarla, davacılar vekilinin istifanın zamanında yapılmadığı yolundaki iddiası doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, genel kurul kararının iptali için üyelik koşulunun, HMK'nın 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 38. madde hükmünde aranan dava şartlarından olması nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca davacı M.. K.. tarafından açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, somut olayda olduğu gibi, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, bir dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek ya da mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek, ıslahla dahi mümkün değildir. Dava tarihinde ve dahili dava dahili dava dilekçe tarihinde yürürlükte olan usul yasamızda davanın nasıl açılacağı gösterilmiştir. Dava açıldıktan sonra harcı yatırılmayan dilekçe ile kişilerin dahili dava edilmesi ve haklarında hüküm tesis edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle harcı yatırılmış bir dava dilekçesi bulunmadığı sürece usulüne uygun olarak açılmış bir davanın varlığından söz edilemez. YHGK'nın 31.05.2013 tarih ve 2012/23-1853 E., 2013/803 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, davacı, dava dilekçesinde tarafların kimler olduğunu belirtir ve dava, dava dilekçesinde gösterilen taraflar arasında devam eder. Ancak davanın açılmasından sonra, dava dilekçesinde gösterilen taraflarda değişiklik yapılması ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu değişiklik örneğin, taraflardan birinin dava sırasında ölmesinde veya dava yürürken dava konusunun devrinde olduğu gibi zorunlu (yasal) nedenlerle olabileceği gibi, davacının iradesine bağlı (iradi) değişiklik şeklinde de olabilir (Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s.812). İradi taraf değişikliği halinde ise; bu durum davayı değiştirme anlamına geldiğinden, zorunlu taraf değişikliğinden farklı bir rejime tabidir. Mülga 1086 sayılı HUMK iradi taraf değişikliği hakkında açık bir hüküm içermemekle birlikte, yerleşik Yargıtay uygulaması ile genel olarak, davada iradi taraf değişikliğine izin verilmemiştir. Bu durumun özellikle usul ekonomisi açısından eleştirilere tabi tutulmasını dikkate alan yasa koyucu, 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi ile belirli hallerde iradi taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir.
Anılan hükmün ikinci fıkrasında, bir davada taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu öngörülmüş olup, hakimin taraf değişikliği konusunda davalı tarafa rızası bulunup bulunmadığını açıkça sorması gerekmektedir. Üçüncü fıkrasında ise, “Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir” düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı ve aleyhine usulüne uygun olarak açılmış bir dava da olmadığı ve anılan 124. madde koşulları gerçekleşmediği halde, mahkemece, dahili dava edilen Manisa Tarım İl Müdürlüğü, taraf sıfatını kazanmadığından ve aleyhine de hüküm kurulmadığından, kararı temyiz hakkı bulunmamasına göre, dahili davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı M.. K.. yönünden davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, dahili davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bir genel kurulu kararı bir sonraki genel kurul kararıyla değiştirilebilir mi?
Genel kurulca verilmiş kararların, sonradan başka bir genel kurul kararıyla değiştirilmediği ya da mahkeme tarafından iptal edilmediği sürece yürürlükte olacağı ve uygulanması gerekeceği doğaldır.
Kooperatiflerde Genel Kurul Kararları Aleyhine Dava Açma Hakkı
Genel kurul kararları aleyhine dava açma hakkı Kanunun 53’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Kanun, iptal davası açma hakkını genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklar ile toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın tüm ortaklar olmak üzere iki farklı gruba tanımıştır. Buna göre kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine mahkemede iptal davası açılabilir.
Genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklardan; kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen ortakların dava açma hakları bulunmaktadır. Buna göre; genel kurul toplantısında hazır bulunan bir ortağın kararın altına gerekçeli olarak muhalefetini yazdırıp imzalamak ya da gerekçeli olarak ayrı bir kağıda yazarak imzaladığı muhalefetini divana sunup gerekirse bakanlık temsilcisine de duyurarak bunun tutanağa geçmesini sağlamak suretiyle yapabilir.
Yine muhalefetinin genel kurul tutanağına yazılmadığını kanıtlayan ortağın da iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Benzer biçimde, genel kurul toplantısına katılmak isteyip de toplantıya alınmadığını ve dolayısıyla da oyunun kullanılmasına müsaade edilmediğini veya toplantıya katılmakla birlikte oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmediğini kanıtlayan bir ortağın da dava açma hakkı bulunmaktadır.
Genel kurul toplantısında hazır bulunsun ya da bulunmasın; toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden ortakların da iptal davası açma hakları bulunmaktadır.
Genel kurul kararı aleyhine toplantıyı kovalayan günden itibaren 1 ay içinde dava açılması gerekir. Bir aylık süre; toplantının yapıldığı gün, toplantı birkaç gün devam etmişse son günü takip eden ertesi gün başlar. Buradaki 1 aylık süre, hak düşürücü süredir ve bu süre geçtikten sonra iptal davası açma hakkı olan ortakların bu hakları düşecektir. Öte yandan, bir aylık hak düşürücü sürenin sona erip ermediği mahkemece resen dikkate alınmaktadır.
Diğer taraftan, ortaklıktan ihraca ilişkin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma süresi 1 ay olmayıp, 3 aylık süreye tabidir. Bu halde, ihraç edilen ortak genel kurula katılmışsa da kararın onaylı bir örneğinin ortağa tebliğ edilmesi gerekir ve 3 aylık hak düşürücü süre de bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Batıl olan (ölü doğmuş) genel kurul kararları kooperatif ortakları ve üçüncü şahıslar için hiç bir hak ve borç doğurmaz bu gibi kararların iptali 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman istenebilir. Genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunu iddia eden ortakların genel kurul toplantılarında hazır bulunması ve itirazını tutanağa yazdırması da şart olmayıp, genel kurul kararlarına katılmayan ortakların da böyle bir iddiayla dava açmaları mümkündür.
İptal davasının açılacağı mahkeme, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Buna göre, genel kurul kararları aleyhine açılması istenen iptal davası, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.
İptal davasının açıldığı hususu ile duruşmanın yapılacağı gün yönetim kurulu tarafından usulen ilan olunur.
Genel kurul kararları aleyhine birden fazla iptal davası açılması halinde, davalar birleştirilerek görülür ve bir aylık hak düşürücü süre sona ermeden duruşmaya başlanılamaz. Kooperatifin karşı karşıya kalabileceği muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesi mahkeme tarafından istenebilir. Bu durumda, teminatın ne olacağı ve miktarını belirleme yetkisi yine mahkemeye aittir.
Kooperatif aleyhine açılan dava sonucunda iptali istenen kararların iptali yönünde bir karar çıkması halinde, bu karar bütün ortaklar için hüküm ifade eder.
Bir kararın bozulması bütün ortaklar için hüküm ifade eder. Bu bağlamda, iptali kesinleşen genel kurul kararları artık hiçbir ortak için ileri sürülemez.
Genel kurul kararlarına karşı açılacak dava dilekçesi örneği:
(TİCARET VEYA ASLİYE HUKUK) MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA
DAVACI :
Adres
AVUKATI : Av. ………….
MUHATAP : S.S …………….
DAVANIN KONUSU: 19/04/2013 'de yapılan genel kurulda alınan kararların iptali isteği.
OLAY VE DELİLLER: 19/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında aylık aidat tutan maaşımın büyük bir kısmını oluşturmakta olup, çoğu dar gelirli üyelerden oluşan kooperatifimizde yeni belirlenen 750 TL aidat fazla olup, bu durum ekte sunduğum belgelerde de mevcuttur.
HUKUKİ DAYANAK: Kooperatifler Kanunu'nun 53. Maddesi
SONUÇ VE İSTEK : Yukarıda açıklanan nedenlerle, SS …………… Kooperatifi'nin 19/04/2013 günü yapılan genel kurulunda alınan aylık aidat kararının iptalini arz ederim (10/05/2013).
İmza
EKLER:
Ek 1-Maaş Bordrosu
Ek 2- Genel kurul karan tutanağı
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Genel kurul kararları aleyhine açılacak davalar; kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesine, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesine açılır. Davanın genel kurul toplantısının bittiği günü takip eden günden itibaren bir ay içinde açılması gerekir. Kooperatif yönetim kurulu, genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davalarını usulen ilan eder. Bu ilanda, davanın kim tarafından açıldığı, duruşma günü, dosya numarası, davanın açıldığı mahkeme gibi konular belirtilir.
Genel kurul kararları aleyhine açılan iptal davalarının ilanı:
İLAN
SS .......................................................... ……KOOPERATİFİ YÖNETİM KURULUNDAN
Kooperatifimizin 19.04. 2013 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine, 1163 sayılı Kanun'un 53. maddesine istinaden ortaklarımız tarafından toplam 2 adet dava açılmıştır.
Açılan davaların mahkemesi, davacılar, dosya numaraları ve duruşma günleri aşağıda gösterilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi hükmü, uyarınca ilan olunur.
Mahkeme Davacı Dosva Nu Duruşma Günü
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklardan; kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen ortakların dava açma hakları bulunmaktadır. Buna göre; genel kurul toplantısında hazır bulunan bir ortağın kararın altına gerekçeli olarak muhalefetini yazdırıp imzalamak ya da gerekçeli olarak ayrı bir kağıda yazarak imzaladığı muhalefetini divana sunup gerekirse bakanlık temsilcisine de duyurarak bunun tutanağa geçmesini sağlamak suretiyle yapabilir.
Yine muhalefetinin genel kurul tutanağına yazılmadığını kanıtlayan ortağın da iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Benzer biçimde, genel kurul toplantısına katılmak isteyip de toplantıya alınmadığını ve dolayısıyla da oyunun kullanılmasına müsaade edilmediğini veya toplantıya katılmakla birlikte oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmediğini kanıtlayan bir ortağın da dava açma hakkı bulunmaktadır.
Genel kurul toplantısında hazır bulunsun ya da bulunmasın; toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden ortakların da iptal davası açma hakları bulunmaktadır.
Genel kurul kararı aleyhine toplantıyı kovalayan günden itibaren 1 ay içinde dava açılması gerekir. Bir aylık süre; toplantının yapıldığı gün, toplantı birkaç gün devam etmişse son günü takip eden ertesi gün başlar. Buradaki 1 aylık süre, hak düşürücü süredir ve bu süre geçtikten sonra iptal davası açma hakkı olan ortakların bu hakları düşecektir. Öte yandan, bir aylık hak düşürücü sürenin sona erip ermediği mahkemece resen dikkate alınmaktadır.
Diğer taraftan, ortaklıktan ihraca ilişkin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma süresi 1 ay olmayıp, 3 aylık süreye tabidir. Bu halde, ihraç edilen ortak genel kurula katılmışsa da kararın onaylı bir örneğinin ortağa tebliğ edilmesi gerekir ve 3 aylık hak düşürücü süre de bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Batıl olan (ölü doğmuş) genel kurul kararları kooperatif ortakları ve üçüncü şahıslar için hiç bir hak ve borç doğurmaz bu gibi kararların iptali 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman istenebilir. Genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunu iddia eden ortakların genel kurul toplantılarında hazır bulunması ve itirazını tutanağa yazdırması da şart olmayıp, genel kurul kararlarına katılmayan ortakların da böyle bir iddiayla dava açmaları mümkündür.
İptal davasının açılacağı mahkeme, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Buna göre, genel kurul kararları aleyhine açılması istenen iptal davası, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.
İptal davasının açıldığı hususu ile duruşmanın yapılacağı gün yönetim kurulu tarafından usulen ilan olunur.
Genel kurul kararları aleyhine birden fazla iptal davası açılması halinde, davalar birleştirilerek görülür ve bir aylık hak düşürücü süre sona ermeden duruşmaya başlanılamaz. Kooperatifin karşı karşıya kalabileceği muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesi mahkeme tarafından istenebilir. Bu durumda, teminatın ne olacağı ve miktarını belirleme yetkisi yine mahkemeye aittir.
Kooperatif aleyhine açılan dava sonucunda iptali istenen kararların iptali yönünde bir karar çıkması halinde, bu karar bütün ortaklar için hüküm ifade eder.
Bir kararın bozulması bütün ortaklar için hüküm ifade eder. Bu bağlamda, iptali kesinleşen genel kurul kararları artık hiçbir ortak için ileri sürülemez.
Genel kurul kararlarına karşı açılacak dava dilekçesi örneği:
(TİCARET VEYA ASLİYE HUKUK) MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA
DAVACI :
Adres
AVUKATI : Av. ………….
MUHATAP : S.S …………….
DAVANIN KONUSU: 19/04/2013 'de yapılan genel kurulda alınan kararların iptali isteği.
OLAY VE DELİLLER: 19/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında aylık aidat tutan maaşımın büyük bir kısmını oluşturmakta olup, çoğu dar gelirli üyelerden oluşan kooperatifimizde yeni belirlenen 750 TL aidat fazla olup, bu durum ekte sunduğum belgelerde de mevcuttur.
HUKUKİ DAYANAK: Kooperatifler Kanunu'nun 53. Maddesi
SONUÇ VE İSTEK : Yukarıda açıklanan nedenlerle, SS …………… Kooperatifi'nin 19/04/2013 günü yapılan genel kurulunda alınan aylık aidat kararının iptalini arz ederim (10/05/2013).
İmza
EKLER:
Ek 1-Maaş Bordrosu
Ek 2- Genel kurul karan tutanağı
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Genel kurul kararları aleyhine açılacak davalar; kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesine, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesine açılır. Davanın genel kurul toplantısının bittiği günü takip eden günden itibaren bir ay içinde açılması gerekir. Kooperatif yönetim kurulu, genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davalarını usulen ilan eder. Bu ilanda, davanın kim tarafından açıldığı, duruşma günü, dosya numarası, davanın açıldığı mahkeme gibi konular belirtilir.
Genel kurul kararları aleyhine açılan iptal davalarının ilanı:
İLAN
SS .......................................................... ……KOOPERATİFİ YÖNETİM KURULUNDAN
Kooperatifimizin 19.04. 2013 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine, 1163 sayılı Kanun'un 53. maddesine istinaden ortaklarımız tarafından toplam 2 adet dava açılmıştır.
Açılan davaların mahkemesi, davacılar, dosya numaraları ve duruşma günleri aşağıda gösterilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi hükmü, uyarınca ilan olunur.
Mahkeme Davacı Dosva Nu Duruşma Günü
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kooperatiflerde Genel Kurul Kararları Aleyhine Dava Açma Hakkı
Genel kurul kararları aleyhine dava açma hakkı Kanunun 53’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Kanun, iptal davası açma hakkını genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklar ile toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın tüm ortaklar olmak üzere iki farklı gruba tanımıştır. Buna göre kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine mahkemede iptal davası açılabilir.
Genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklardan; kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen ortakların dava açma hakları bulunmaktadır. Buna göre; genel kurul toplantısında hazır bulunan bir ortağın kararın altına gerekçeli olarak muhalefetini yazdırıp imzalamak ya da gerekçeli olarak ayrı bir kağıda yazarak imzaladığı muhalefetini divana sunup gerekirse bakanlık temsilcisine de duyurarak bunun tutanağa geçmesini sağlamak suretiyle yapabilir.
Yine muhalefetinin genel kurul tutanağına yazılmadığını kanıtlayan ortağın da iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Benzer biçimde, genel kurul toplantısına katılmak isteyip de toplantıya alınmadığını ve dolayısıyla da oyunun kullanılmasına müsaade edilmediğini veya toplantıya katılmakla birlikte oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmediğini kanıtlayan bir ortağın da dava açma hakkı bulunmaktadır.
Genel kurul toplantısında hazır bulunsun ya da bulunmasın; toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden ortakların da iptal davası açma hakları bulunmaktadır.
Genel kurul kararı aleyhine toplantıyı kovalayan günden itibaren 1 ay içinde dava açılması gerekir. Bir aylık süre; toplantının yapıldığı gün, toplantı birkaç gün devam etmişse son günü takip eden ertesi gün başlar. Buradaki 1 aylık süre, hak düşürücü süredir ve bu süre geçtikten sonra iptal davası açma hakkı olan ortakların bu hakları düşecektir. Öte yandan, bir aylık hak düşürücü sürenin sona erip ermediği mahkemece resen dikkate alınmaktadır.
Diğer taraftan, ortaklıktan ihraca ilişkin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma süresi 1 ay olmayıp, 3 aylık süreye tabidir. Bu halde, ihraç edilen ortak genel kurula katılmışsa da kararın onaylı bir örneğinin ortağa tebliğ edilmesi gerekir ve 3 aylık hak düşürücü süre de bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Batıl olan (ölü doğmuş) genel kurul kararları kooperatif ortakları ve üçüncü şahıslar için hiç bir hak ve borç doğurmaz bu gibi kararların iptali 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman istenebilir. Genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunu iddia eden ortakların genel kurul toplantılarında hazır bulunması ve itirazını tutanağa yazdırması da şart olmayıp, genel kurul kararlarına katılmayan ortakların da böyle bir iddiayla dava açmaları mümkündür.
İptal davasının açılacağı mahkeme, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Buna göre, genel kurul kararları aleyhine açılması istenen iptal davası, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.
İptal davasının açıldığı hususu ile duruşmanın yapılacağı gün yönetim kurulu tarafından usulen ilan olunur.
Genel kurul kararları aleyhine birden fazla iptal davası açılması halinde, davalar birleştirilerek görülür ve bir aylık hak düşürücü süre sona ermeden duruşmaya başlanılamaz. Kooperatifin karşı karşıya kalabileceği muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesi mahkeme tarafından istenebilir. Bu durumda, teminatın ne olacağı ve miktarını belirleme yetkisi yine mahkemeye aittir.
Kooperatif aleyhine açılan dava sonucunda iptali istenen kararların iptali yönünde bir karar çıkması halinde, bu karar bütün ortaklar için hüküm ifade eder.
Bir kararın bozulması bütün ortaklar için hüküm ifade eder. Bu bağlamda, iptali kesinleşen genel kurul kararları artık hiçbir ortak için ileri sürülemez.
Genel kurul kararlarına karşı açılacak dava dilekçesi örneği:
(TİCARET VEYA ASLİYE HUKUK) MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA
DAVACI :
Adres
AVUKATI : Av. ………….
MUHATAP : S.S …………….
DAVANIN KONUSU: 19/04/2013 'de yapılan genel kurulda alınan kararların iptali isteği.
OLAY VE DELİLLER: 19/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında aylık aidat tutan maaşımın büyük bir kısmını oluşturmakta olup, çoğu dar gelirli üyelerden oluşan kooperatifimizde yeni belirlenen 750 TL aidat fazla olup, bu durum ekte sunduğum belgelerde de mevcuttur.
HUKUKİ DAYANAK: Kooperatifler Kanunu'nun 53. Maddesi
SONUÇ VE İSTEK : Yukarıda açıklanan nedenlerle, SS …………… Kooperatifi'nin 19/04/2013 günü yapılan genel kurulunda alınan aylık aidat kararının iptalini arz ederim (10/05/2013).
İmza
EKLER:
Ek 1-Maaş Bordrosu
Ek 2- Genel kurul karan tutanağı
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Genel kurul kararları aleyhine açılacak davalar; kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesine, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesine açılır. Davanın genel kurul toplantısının bittiği günü takip eden günden itibaren bir ay içinde açılması gerekir. Kooperatif yönetim kurulu, genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davalarını usulen ilan eder. Bu ilanda, davanın kim tarafından açıldığı, duruşma günü, dosya numarası, davanın açıldığı mahkeme gibi konular belirtilir.
Genel kurul kararları aleyhine açılan iptal davalarının ilanı:
İLAN
SS .......................................................... ……KOOPERATİFİ YÖNETİM KURULUNDAN
Kooperatifimizin 19.04. 2013 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine, 1163 sayılı Kanun'un 53. maddesine istinaden ortaklarımız tarafından toplam 2 adet dava açılmıştır.
Açılan davaların mahkemesi, davacılar, dosya numaraları ve duruşma günleri aşağıda gösterilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi hükmü, uyarınca ilan olunur.
Mahkeme Davacı Dosva Nu Duruşma Günü
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Genel kurul toplantısında hazır bulunan ortaklardan; kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen ortakların dava açma hakları bulunmaktadır. Buna göre; genel kurul toplantısında hazır bulunan bir ortağın kararın altına gerekçeli olarak muhalefetini yazdırıp imzalamak ya da gerekçeli olarak ayrı bir kağıda yazarak imzaladığı muhalefetini divana sunup gerekirse bakanlık temsilcisine de duyurarak bunun tutanağa geçmesini sağlamak suretiyle yapabilir.
Yine muhalefetinin genel kurul tutanağına yazılmadığını kanıtlayan ortağın da iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Benzer biçimde, genel kurul toplantısına katılmak isteyip de toplantıya alınmadığını ve dolayısıyla da oyunun kullanılmasına müsaade edilmediğini veya toplantıya katılmakla birlikte oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmediğini kanıtlayan bir ortağın da dava açma hakkı bulunmaktadır.
Genel kurul toplantısında hazır bulunsun ya da bulunmasın; toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden ortakların da iptal davası açma hakları bulunmaktadır.
Genel kurul kararı aleyhine toplantıyı kovalayan günden itibaren 1 ay içinde dava açılması gerekir. Bir aylık süre; toplantının yapıldığı gün, toplantı birkaç gün devam etmişse son günü takip eden ertesi gün başlar. Buradaki 1 aylık süre, hak düşürücü süredir ve bu süre geçtikten sonra iptal davası açma hakkı olan ortakların bu hakları düşecektir. Öte yandan, bir aylık hak düşürücü sürenin sona erip ermediği mahkemece resen dikkate alınmaktadır.
Diğer taraftan, ortaklıktan ihraca ilişkin genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma süresi 1 ay olmayıp, 3 aylık süreye tabidir. Bu halde, ihraç edilen ortak genel kurula katılmışsa da kararın onaylı bir örneğinin ortağa tebliğ edilmesi gerekir ve 3 aylık hak düşürücü süre de bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Batıl olan (ölü doğmuş) genel kurul kararları kooperatif ortakları ve üçüncü şahıslar için hiç bir hak ve borç doğurmaz bu gibi kararların iptali 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp her zaman istenebilir. Genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunu iddia eden ortakların genel kurul toplantılarında hazır bulunması ve itirazını tutanağa yazdırması da şart olmayıp, genel kurul kararlarına katılmayan ortakların da böyle bir iddiayla dava açmaları mümkündür.
İptal davasının açılacağı mahkeme, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Buna göre, genel kurul kararları aleyhine açılması istenen iptal davası, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesi, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.
İptal davasının açıldığı hususu ile duruşmanın yapılacağı gün yönetim kurulu tarafından usulen ilan olunur.
Genel kurul kararları aleyhine birden fazla iptal davası açılması halinde, davalar birleştirilerek görülür ve bir aylık hak düşürücü süre sona ermeden duruşmaya başlanılamaz. Kooperatifin karşı karşıya kalabileceği muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesi mahkeme tarafından istenebilir. Bu durumda, teminatın ne olacağı ve miktarını belirleme yetkisi yine mahkemeye aittir.
Kooperatif aleyhine açılan dava sonucunda iptali istenen kararların iptali yönünde bir karar çıkması halinde, bu karar bütün ortaklar için hüküm ifade eder.
Bir kararın bozulması bütün ortaklar için hüküm ifade eder. Bu bağlamda, iptali kesinleşen genel kurul kararları artık hiçbir ortak için ileri sürülemez.
Genel kurul kararlarına karşı açılacak dava dilekçesi örneği:
(TİCARET VEYA ASLİYE HUKUK) MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA
DAVACI :
Adres
AVUKATI : Av. ………….
MUHATAP : S.S …………….
DAVANIN KONUSU: 19/04/2013 'de yapılan genel kurulda alınan kararların iptali isteği.
OLAY VE DELİLLER: 19/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında aylık aidat tutan maaşımın büyük bir kısmını oluşturmakta olup, çoğu dar gelirli üyelerden oluşan kooperatifimizde yeni belirlenen 750 TL aidat fazla olup, bu durum ekte sunduğum belgelerde de mevcuttur.
HUKUKİ DAYANAK: Kooperatifler Kanunu'nun 53. Maddesi
SONUÇ VE İSTEK : Yukarıda açıklanan nedenlerle, SS …………… Kooperatifi'nin 19/04/2013 günü yapılan genel kurulunda alınan aylık aidat kararının iptalini arz ederim (10/05/2013).
İmza
EKLER:
Ek 1-Maaş Bordrosu
Ek 2- Genel kurul karan tutanağı
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Genel kurul kararları aleyhine açılacak davalar; kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesine, bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesine açılır. Davanın genel kurul toplantısının bittiği günü takip eden günden itibaren bir ay içinde açılması gerekir. Kooperatif yönetim kurulu, genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davalarını usulen ilan eder. Bu ilanda, davanın kim tarafından açıldığı, duruşma günü, dosya numarası, davanın açıldığı mahkeme gibi konular belirtilir.
Genel kurul kararları aleyhine açılan iptal davalarının ilanı:
İLAN
SS .......................................................... ……KOOPERATİFİ YÖNETİM KURULUNDAN
Kooperatifimizin 19.04. 2013 günü yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine, 1163 sayılı Kanun'un 53. maddesine istinaden ortaklarımız tarafından toplam 2 adet dava açılmıştır.
Açılan davaların mahkemesi, davacılar, dosya numaraları ve duruşma günleri aşağıda gösterilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi hükmü, uyarınca ilan olunur.
Mahkeme Davacı Dosva Nu Duruşma Günü
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)